BEYNİ ANLAMAK

Sinir sistemi anatomik olarak merkezi (santral) sinir sistemi ve çevresel (periferik) sinir sistemi olarak ikiye ayrılır. Merkezi sinir sistemi; beyin, beyin sapı, beyincik, omurilikten meydana gelir. Çevresel sinir sistemi iç ve dış dokulardan (kas, tendon, deri) duyuları alıp omurilik, beyin sapından beyin ve beyinciğe bu duyuları götüren yollardır. Bu yapıların işlevsel olması için merkezi sinir sistemi ve çevresel sinir sisteminin birlikte çalışması gerekir. Bu da ancak beyindeki kimyasal ve elektriksel aktivitenin doğru çalışabilirliği ile mümkündür. (NEUROFEEDBACK eğitimlerinde biz beynin elektriksel aktivitesinin iyileştirilmesi ile ilgilenmekteyiz.)

Bilim dünyası beyni ve işlevlerini anlayabilmek için beyni ortak işlevsellik ilkesi ile bölümlere ayırmıştır. Her kadar belirli işlevler beynin farklı alanlarında gerçekleşse de beynin bir bütün olarak çalışmakta olduğu unutulmamalıdır. Bir beyin modeline bakıldığında beynin dış, orta ve alt bölümlerden, iki yarı-küreden (hemisfer) ve dört lobdan oluştuğu görülür.

Beynin iki yarı-küresinden ;

Sol yarı-küresinde;

mantıksal sıralama, karar verme, harfleri yorumlama, dil ile ilgili fikirlerin işlenmesi, düşüncelere yapı ve sıra verilmesi, fikirlerin sınıflandırılması, sayılarla ve hesaplarla ilgilenerek fikirlerin kritik analizinin yapılması ve vücudun sağ bölümünün fiziksel kontrolü gibi işlevleri yönetilmektedir.

Sağ yarı-kürede ise;

Görsel şekillerin ve imajların (grafikler, haritalar ve çizgiler), uzamsal bilginin, kendiliğinden rastlantısal, açık uçlu fikirlerin işlenmesi, sezginin kullanılması, yeniliklerle, belirsizliklerle ilgilenme ve vücudun sol bölgesini kontrol etme işlemleri yapılmaktadır. Beyin kabuğunun bağlantı kurucu alanları öğrenme, düşünme ve dil gibi yüksek beyin işlevleri ile ilgilidir.

Sol yarı küre mantığın, sağ yarı küre duyguların evidir.

Serebral Korteks

İnsan beynini benzersiz yapan serebral kortekstir. Akıl, bilinç, dil, düşünme yeteneği, akıl yürütme ve hayal etme gibi tüm insani yetenekler serebral korteksten doğar. Beyne baktığımızda gördüğümüz kısım kabuk yani serebral kortekstir.

Dört Lob

Serebral korteks ‘lob’ olarak adlandırılan dört bölüme ayrılır; (a) frontal lob, (b) parietal lob, (c) oksipital lob ve (d) temporal lob. Bu loblar akıl yürütmekten işitsel algıya kadar çeşitlilik gösteren fonksiyonlarla ilişkilidir.

Frontal Lob:

Beynin ön kısmında bulunan bu lob, akıl yürütme, motor beceriler, yüksek seviyeli bilişsel yetenekler ve konuşma diliyle ilişkilidir. Frontal lobun arka kısmında ise motor korteks uzanır. Beynin bu alanı, beynin çeşitli loblarından gelen bilgiyi alır ve vücut hareketlerini tamamlamak için bu bilgilerden faydalanır.

Parietal Lob:

Beynin orta kısmında bulunan bu lob basınç, dokunma ve ağrı gibi dokunsal duysal bilgiyi işlemeyle ilişkilidir. Somatosensory korteks olarak da bilinen beyin bölümü, bu lobda bulunur ve vücut duyularının işlenmesiyle ilgilidir.

Temporal Lob:

Temporal lob, beynin alt kısmındadır. Bu lob ayrıca primer işitsel korteksin bulunduğu yerdir ve duyduğumuz seslerin ve dilin yorumlanmasında önemlidir. Ayrıca hipokampüste bu lobta yani temporal lobtadır. Bu yüzden de beynin bu bölümü hafıza türlerinin çoğunlukla birleştirildiği yerdir.

Oksipital Lob:

Beynin arka kısmında olan bu lob görsel uyarıcı ve bilgiyi yorumlamayla ilişkilidir. Oksipital lobda bulunan Primer görsel korteks, göz retinasından gelen bilgiyi alır ve yorumlar.

Vurgulanması gereken yapılar:

Beynin orta bölümünde yer alan Corpus callosum, iki yarı-küreyi birbirine bağlayan, beynin her iki tarafında oluşan bilgilerin kolayca bir yarı-küreden diğerine geçmesini sağlayan aksonlardan oluşan sıkı bir banttır. Thalamus duyu organlarından gelen bilgileri alır ve beynin diğer bölgelerine yollar. Hypothalamus sindirimi, dolaşımı, hormon salgılanmasını, cinselliği, beslenmeyi, uykuyu ve duyguları kontrol eder. Hippocampus bilginin işleyen bellekten uzun süreli belleğe transferi sırasında öğrenmenin oluşmasında önemli bir rol oynar. Bu yapı anlamlandırma açısından önemlidir.Beynin beyni olarak da adlandırılabilir Amygdala hippocampus’e bağlantılı bir yapıdır. Duyu organlarından gelen bilginin işlenmesinden ve beynin duygusal hafızasının kodlanmasından sorumludur. Alt bölümde yer alan cerebellum, hareketten, duruştan, koordinasyondan, dengeden, motor hafızadan ve yenilikleri öğrenmeden sorumludur. Öğrenme ile ilgi oluşumlar beynin orta ve alt bölümlerinde yer alır.

BEYİN DALGALARI

İngiliz fizikçi Richard Caton, 1875 yılında beyindeki ritmin çıkardığı elektrik akımının varlığını keşfetti. Alman bilim adamı Hans Berger(1873-1941), 1924 yılında kendi yaptığı sıradan bir radyo cihazıyla, -EEG(electroencephalograph)- beynin elektriksel aktivasyonunu kağıda kayıt etmeyi başardı. Bu sebeple NEUROFEEDBACK EĞİTİMİ bugünkü varlığını HANS BERGER’e borçludur. Berger' in araştırmalarına göre, beyin dalgaları, kişinin bulunduğu bilinç durumuna göre degişmekte ve farklı frekanslarda salınmaktaydı.Bu farklı frekanslardaki beyin dalgaları, 4 ana gruba ayrıldve Beta, Alpha, Theta, Delta olarak adlandırıldı.

BETA: 13 ve 30 Hz arasında değişir. Beta, beynin uyanış ritmidir. Yani yaşadığımız dünyaya ilişkin aktif düşünme, ilgilenme, konsantre olabilme, günlük problemleri çözebilmeyi sağlayan dalgalardır.Yüksek beta aktivitesi kaygı ve agresyona neden olur.

ALPHA: 7.5(8)-12 Hz arasında değişir. Alpha dalgaları farkındalık, çabuk kavrayış ve dikkat sağlayan dalgalardır.Matematik problemleri çözerken ,ders ya da toplantıları dikkatle takip ederken alpha dalgasının yeterli üretimine ihtiyacımız vardır. Alpha dalgaları, normal seyrettiğinde, elimize aldığımız her işi kolaylıkla bitirir, sakinlik ve huzur hissini yaşarız. Dünyayı olduğu gibi görür ve anlarız.

THETA: Theta frekanslari 4 ile 8 Hz arasında değişiyor. İyi bir theta aktivitesi öğrenme ve özellikle yaratıcılığın kaynağıdır. Stresin hiç olmadığı, sezgisel olduğumuz bir dalga boyudur. 2 ile 5 yaşındaki çocuklarda aktivite yoğunluğu yüksektir.Bu sebeple bu yaş aralığında yaratıcılığın desteklenmesi ancak gerçekliğin de uygun şekilde öğretilmesi çok önemlidir.

DELTA: 0 - 4 Hz frekanslarında yer alıyor. Genellikle uyku da ve nadir olarak görülen derin meditasyon da oluşur Delta bandında bulunan bazı frekansların büyüme hormonu yaydığı ve bu yüzden derin uykunun dinlenmek için ve kendimizi yeniden canlandırmak icin çok önemli bir dalga boyu olduğu da söylenebilir. Delta bandı, genellikle bebeklerde yetişkinlerin uykusunun 3. ve 4. aşamalarında meydana çıkar. Beyin aktivitesinin en yavaş olduğu dalga boyudur.

 
Email : iletisim@beyinperformans.com    Tel : 0532 457 50 95